Yaşamak kelimesiyle haşlanmış dişetlerini gizleyen

Yaşamak kelimesiyle haşlanmış dişetlerini gizleyen Ölmek kelimesine bakarken bakamayan

Anlatmak İstemek

4/11/2008

bazı gümüşleri parlatır sonbahar dökülüşün
bazı açları açar hevese ve susama
yıldırımlarla neşeli varlığın neşeli bugün de
yarın da neşeyle dolacak rüzgar katlarına

yağmur yağar çok yağar herkese bir şey
değirmenlerin döner uzak tarih okursun usulca inanmaya
ağaçları yoklarsın sesinle kapatırsın sincapları
ormanda senin bir haber gibi gezinişin

seni böylece anlatmış oldum mu
dur bakalım seni anlatmış oldum oldurdun
kalem yontulur gibi saçtım üç beş dize
önüne, bir sonbahar meyvesi gibi çürümeye

Ahmet Murat

 

ORMANDAKİ VAAZ

4/11/2008


kendime diyorum bazen seni buldum
çekerken ağları sudan
suyu bulursun öyle oldum
sana baktım bir bulutlar, davullar
şiirlerde gezdirdiğin çocuklar ve öğleler
atlar için sular soğuttuğun

orman büyük ve karanlıkmış, böcekler ateşliymiş, olsun
güç verir bana seni aramak için uzaklaşmak
orman yolu mutluluk veriyor’u çalarım ıslıkla
içinden geçerken dikenlerin gövdemi dinlerim
yaban meyvalarını burnuyla iten ceylanları bir mısrada severim

bunda ne var ki seni bulurum
defne yaprağı çiğniyorsundur ya da bir şey onu andıran
bir yağmur bitiyorsa başlıyorsundur yenisine
güzelsindir, iyisindir ve yaratılmış çamurdan

Ahmet Murat

 

 ve babam ölmüştü günlerden

bir mevsimin gamzesiydi o gün bu doğru

yağmurlar yağmış yağmıştı uzun bir cümle içinde

bir bulutu dağıtmak içindi aile ıslıkları

 

ve uykum ölümle bulandırılmış, saatlerce akmıştı

her şeye kına gibi yakılmıştı o son bakış

yaprak kımıldamamıştı günlerce, bu ondandı

yaprak nefesini tutmuş büyüyordu,

bu da, bu da.

 

ve yazgı kelimesine bakıyordum. bakmak?

Tanrı’nın bir bestesini duyuyordum bütün içimle bu doğru

perdeleri çekip, üşümeyi kesip soruyordum, sen misin konuşan

hür şiir? denizlerin ter içinde, gözlerin alev alev, kader?  

 

 

 

Ahmet Murat     

 

 

 

KIRLANGIÇ SEVDİM

13/5/2008

 

 

Allah’ın göğünde uçuyorsun, Allah’ın

bulutları terliyorlar üstünde,

 

kuş şairi, iyiliğin uçurduğu seni

başka kuşların yerine de sevdi bitirdi

 

sen bir kuşsun, kuş osun

su içmeyi sevdiren dereye sen konsun

 

böyle bir sabahtı yeridir hatırlansa:

elimden tutmuştu yokuşta, ben sevinçliydim

o, Allah’a inanmak, uzun okul yolunda

 

AHMET MURAT

 

YEDİ İKLİM dergisi; KASIM 2006

OLMAK OLMAK

13/5/2008

Çocukların Oyunu/Bruegel

 

 

bir çocuk olmak nedir, nedir ama olmak

uzun atlamada kuş, yüzmede dalga

insan olmak değil, değil somut olmak hatta

nedir mantık ve matematik

karşısında yeğni, oğlak,

tarih ve coğrafya dersinde bir şair,

ya da bir şair adayı olmak

 

çocuk olmakla bir krallıkta meşaleler yanıyor

köprüler kuruluyor, gümüşler pişiriliyor,

bir evin sesi bahçede sincapları besliyor

penceresi onun yağmurla tıpırtı boyanıyor,

neyi tartıyor gökte uçurtması çocuk olmanın,

çocuk olmak bir sevincin karpuzlarını dilimliyor.

 

evet evet bir çocuk olmak arsız, mutlu, kılsız

mendilci, suskun, esmer, canı sıkkın

evet evet, olmak olmak, bazı düşler

için, bazı düşlere, bazı düşlerde,

açıklarda batmış bir gemi gibi dalgın.

 

AHMET MURAT

Yedi İklim dergisinde yayınlanmıştır.